İrşad HizmetleriDiyanet İşleri Başkanlığının son yıllarda hac organizesinde hanım görevlilerin sayısını artırarak bayanlara yönelik irşat hizmetlerine ağırlık vermesi takdirle karşılanacak bir uygulamadır. Başkanlığı bu uygulamaya sevk eden, kadınlara yönelik irşat faaliyeti ihtiyacının iyiden iyiye kendini hissettirmeye başlamasıdır. Bu hizmetlerin geliştirilmesi ve verimliliğinin daha da artırılarak sürdürülmesi büyük önem taşımaktadır. Hamdolsun kadın irşad görevlileri bağlamında Diyanet İşleri Başkanlığı iyi bir potansiyele sahiptir. Üniversite mezunu çok değerli elemanlar başkanlık bünyesinde görev yapmaktadır. Bu elemanlar belli bir eğitimle dini meselelerde gerekli düzeyde bilgi sahibi olabilirler. Böyle yetişmiş bir bayan kadro oluşturabilecek durumda olan Başkanlığımızın bu potansiyelden yararlanarak haccı kadınlar açısından bir eğitim sürecine dönüştürmesi mümkündür.
Birer insan ve dinen sorumlu birer kişi olarak kadınlar da erkekler gibi dini doğru bir şekilde öğrenmek ve yaşamak ihtiyacındadırlar. Her şeyden önce bu, inanan bir insan için kişisel bir ihtiyaçtır. Bu kişisel ihtiyacın yanında, kadınların din konusunda aydınlatılması, aynı zamanda toplumsal bir zarurettir. Çünkü bu alan boşluk kabul etmez. Sağlıklı dini bilgi edinilemediği takdirde bunun yerini yanlışlar dolduracaktır. Halbuki sağlıklı ve doğru bir şekilde haccını eda edebilmesi için, kadının haccı doğru anlaması, bilmesi ve yaşaması son derece önemlidir.
Her alanda olduğu gibi hac konusunda da kadının sağlıklı dini bilgi ile donanımlı hale getirilmesi, bu alandaki yanlışlarla mücadelenin de en etkin yöntemidir. Kadının dini duygularının istismarının önüne geçilebilmesinin yolu da kadının dini konularda sağlıklı dini bilgi sahibi olmasından geçer.
Toplumun yarısını oluşturan kadınlar, genellikle hac yolculuğunda da bu oranı korumaktadırlar. Hacla ilgili olarak kadınlara yönelik din hizmetinin kendi hemcinsleri tarafından verilmesi, hiç şüphesiz daha etkili olacaktır. Tecrübeler de bu alanda kaliteli hizmet sunabilen bayan elemanların verecekleri samimi hizmetlerin daha etkili olduğunu göstermektedir. Bu itibarla hacda kadınlara yönelik din hizmeti alanında iyi yetişmiş bayan eleman istihdamı gerçekçi ve verimli bir hizmet politikası olacaktır.
Hacda kadınlar bağlamında dini bilgilenme ihtiyacı, yoğun bir şekilde kendini hissettirmektedir. Bu bakımdan iyi yetişmiş din uzmanı hanımların hacda görev yapması ve kadınların din konusunda aydınlatılması faaliyetinde bulunması, asla bir lüks değildir. Tam tersine şiddetli bir ihtiyaçtır.
Raporların Gösterdiği GerçekBilindiği gibi her hac mevsimi sonunda hacda hizmet veren ekipler tarafından raporlar hazırlanır ve Hac Dairesi Başkanlığına sunulur. Bu raporlarda pek çok önemli hususlar yer alır. Raporlar incelendiği zaman pek çoğunda kadınların durumuna ilişkin bir takım tespitlerin ve tekliflerin yer aldığı görülür. Bu çerçevede özellikle Fetva ve İrşat ekiplerinin raporlarındaki bazı bilgiler dikkat çekmektedir. Buna göre bayanlara verilen irşat hizmetlerinin önemi izaha ihtiyaç bırakmayacak kadar açıktır. Bu hizmette bayan irşat görevlilerinin faaliyetleri büyük önem arz etmektedir.
Diğer taraftan Fetva ekibine gelen soruların yaklaşık %60-65 i kadınların durumlarına ilişkin sorulardan oluşmaktadır. Bu sorular içerisinde özellikle hususi durumları sebebiyle tereddüt yaşayan hanımlardan gelen soruların ağırlığı vardır. Bunlar dikkate alınarak hac ile ilgili seminerlerde hanımlara yönelik olarak Vaize, Din Hizmetleri Uzmanı ve Kur’an Kursu Öğreticisi hanım görevliler tarafından özel programlar yapılmasının gerekliliği dile getirilmektedir.
Günümüzdeki kota uygulaması nedeniyle ikinci defa hac yapma imkânı neredeyse ortadan kalkmış gibidir. Bu bakımdan hac ibadetini, Müslümanların neredeyse tamamına yakını ancak bir defa yapabilmektedir. Bu bakımdan hac ibadetinin Müslüman’ın hayatı açısından ne kadar önemli olduğu açıktır. Hacca giden her Müslüman’ın bu ömürlük ibadetini gönül huzuru ile bilinçli bir şekilde eda edebilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu bakımdan yeterli düzeyde bilgilendirememe veya kılavuzluk hizmeti sunamama sebebiyle hacca giden insanların ibadetlerinde kusur meydana gelmesine sebebiyet vermek, hem son derece üzücü hem de veballi bir durumdur.
Beş vakit namaz gibi günlük veya Ramazan orucu gibi yıllık bir ibadet olmadığı için pek çok kişi, hac ile ilgili bilgilere oldukça yabancı kalmaktadır. Bu önemli ibadeti yerine getirme imkânı elde ettikleri zaman da pek çoğu, yeterli temel bilgilere sahip olmadıklarından, kısa bir sürede konuya ilişkin bilgileri kâfi derecede öğrenme imkânı bulamamaktadır.
Hem bedeni ve hem de mali bir ibadet olan hac, birçok fedakârlık yapmayı ve pek çok zorluklara katlanmayı gerektirmektedir. Bunlar göz önüne alındığı zaman haccını eda edecek her Müslüman’ın, bu ibadeti usulüne göre eda edebilmesinin önemi bir kat daha artmaktadır. Bunun için bir takım bilgilere ihtiyaç vardır.
Bu bilgileri kişi ya bizzat konuya ilişkin yayınlardan kendi öğrenecek ya da bilen birisinin kılavuzluğundan yararlanacaktır. Hac ibadetinin ancak yaşanarak anlaşılabilme özelliği dikkate alındığında, bu ibadette kılavuzluğun ve irşat hizmetlerinin vazgeçilmezliği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Çünkü yaşamayan bu ibadeti yeterince anlayamaz. Bundan dolayı daha önce hac yapmış ve haccın nasıl yapılacağını bilen kişilerin kılavuzluğunda hac yapmak, bu ibadeti usulünce eda edebilmek açısından daha salim bir yoldur. Ancak irşat hizmetlerinin kişinin kendi edineceği ön bilgilerle desteklenmesi, onun daha verimli olmasını sağlayacaktır.
Bunlar dikkate alındığında hac ibadeti için irşat faaliyetlerinin vazgeçilmezliği kendiliğinden ortaya çıkar. Bu vazgeçilmezlik kadınlar bağlamında daha fazladır. Çünkü erkekler, hiç olmazsa zaman zaman cami görevlileri ile muhatap olmakta hutbe ve va’z dinlemekte ve hac ile ilgili en azından temel bazı hususları duymaktadır. Kadınların bu imkânları da sınırlıdır.
Bu durum, memleketten çıkıldığı andan itibaren uygulamaya yönelik olarak kadınlara nerede ne yapılacağını adım adım anlatacak bir irşad programına ihtiyaç hissettirmektedir. Bu programda konular anlatılırken, büyük çoğunluğu ilgilendirmeyen ihtilaflara yer verilmemesi, haccın yapıldığı mekânlardaki şartlar ve mevcut uygulama da göz önüne alınarak, kadınların yalnızca yerine getirecekleri hususların onlara aktarılması ve açıklanması, programın verimliliğini artıracaktır.
Mademki hac, günahlardan arınmak için önemli bir fırsattır. Madem insanı, annesinden doğduğu günkü gibi günahlardan arındıran bir ibadete gidiliyor. Bu fırsattan gereği gibi yararlanabilmek her hacının hakkıdır. Bunun için de verimli bir irşat hizmeti zaruridir.
MuhtevaRuhunu bir yenilemeye tabi tutma hedefiyle çıkacağı bu yolculukta kadının, en başta ihlâs olmak üzere İslam’ın güzel ahlak ilkelerini içselleştirmesi ve yaşantısındaki İslâm’a aykırı unsurlardan kurtulması için motive edilmesi gerekmektedir. Bunun için irşat faaliyetlerinin hac yolculuğuna çıkmadan yeterli bir süre önce başlatılması ve hac boyunca kesintisiz bir şekilde sürdürülmesi gerekir.
Kadınlara yönelik irşat programlarında fıkhi hükümlerin yanında haccın kadına kazandırdıkları ve haccın kadın için ne anlama geldiği üzerinde de durulmalıdır.
İrşat programında içerik olarak kadınların ibadetlerini nasıl yapacaklarına ilişkin bilgiler de verilebilir. Başta hac olmak üzere dinin direği namaz ve zekat üzerinde durulabilir.
İnsani ilişkiler bağlamında hacıların, İslam ahlâkının öngördüğü iyi bir insan ve iyi bir Müslüman olarak hayatlarını sürdürmeleri için gerekli ahlâkî donanım üzerinde durulabilir.
Dini bilinçlenme bağlamında Hac yolculuğunun İslâmi bilinçlenmeye dönüştürülmesi hedeflenmelidir.
Fetva ve Dini Soruların cevaplandırılması hususunda, zorlaştırıcı fetvalardan sakınmak gerekir. Fetva birliğinin sağlanması açısından irşat görevlileri bu hususta Din İşleri Yüksek Kurulunun verdiği cevaplara aykırı fetvalara yönelmemelidir.
‘Tetebbuu’r-ruhas’ anlamında değil ama, var olan kolaylıkların gösterilmesi ve hanımların İslam fıkhının bu kolaylıkları içerisinde ibadetlerini yapmalarının temini son derece önemlidir. Rasulullah (sas)ın kadınları Müzdelife’den erken göndermesinde bu kolaylığın örneğini görüyoruz.
Mescid-i haramda hanımların farz namazlar eda edilirken erkeklerin aralarında kalmamaları, cenaze namazında nasıl hareket edecekleri kendilerine anlatılmalıdır. Medine-i Münevvere’de ise Ravza ziyareti hususunda izdihamlı durumlarda başkalarına eziyet etme veya eziyet görme pahasına oraya girmeye çalışmamaları konusunda da uyarılara ihtiyaç vardır.
Aşağıdaki başlıklardan münasip görülenlerden olsun, bunlara ilave edilecek başka başlıklarda olsun va’z metinleri hazırlanarak bir kitap halinde basılıp Hacca gidecek bayan din görevlilerine verilebilir. Kendi birikimlerinin yanında böyle bir destek metin kitabının da yanlarında olması kanaatimizce onların hizmetlerini daha verimli hale getirecektir.
Hacdaki İrşat programlarında Bayan Görevlilerimizin ele alabilecekleri bazı konu başlıkları: Hac Nedir? Haccın Kazandıracakları
Hacca Hazırlık Ve Hac Yolculuğu
Haccın Edası ve Haccın Edası Sırasında Dikkat Edilecek Hususlar
Kutsal İklim/Kâ’be,Mescid-i Haram ve Meşair/ İnsanlığın Kurtuluş Nurunun Çıkış Yeri ve Hatıraları/ Haccın Eda Edildiği Mekânların Ve Haccın Tarihi/Haccın eda edildiği zaman diliminin önemi
Hacda Yürek Kirliliğinden Arınabilmek/Ahlâkî Çirkinlikleri Terk Edip Güzel Ahlâk ile Bezenerek Dönmek
Eşitlenme Bilinci/ Tahakküm anlayışına veda
Hac Fillerinin(Vakfe, Tavaf, Say, İhram, Cemerata Taş Atma…) Anlam Ve Hikmetleri
Hz. Hacer Gibi/ Allah’a Güven ve Tevekkül
Kabe’de İyi İnsan ve İyi Müslüman Olma Taahhüdü
Hacda mahşeri yaşamak
Hacda Rafes, Füsûk Cidal Yoktur/Kişinin Çevresi İle barışıklığı ve İslâmi İlkelere Bağlılık Bilinci
İslam Kardeşliği Ve Önemi/Bu çerçevede insani ilişkilerde İslâmî nezaket
İhtilat/Kadın erkek beraber bulunulan ortamlarda dinen dikkat edilmesi gereken hususlar
Tövbe İstiğfar/ Manevi Dünyamızı Tahrip Eden Virüsler -Günahlar Ve Günahlara Boykot
Dua / Zamanı Diri Tutmak
Sevgi, Saygı ve Hoşgörü
Kul Hakkı, Helal Ve Haram Duyarlılığı
Kur’an’ın Nazil Olduğu Topraklarda Kur’ân karşısındaki Konumumuz
Mezhepler Ve İslam/ İslam’ın temel ilkelerindeki birlik- Ayrıntılardaki uyumlu renklilik/Farklı fıkhi mezheplerden insanlarla birlikte ibadet zevki
Dinin Direği Namaz ve Müslüman’ın Hayatındaki Yeri
Veda Hutbesinin Evrensel İlkeleri
Doğal ve Sosyal Çevreye Karşı Sorumluluk Bilinci/ İhram Yasaklarından Doğal Çevreyi Tahrip Etmemeyi Öğrenebilmek
Müslüman Açısından Doğruluk Dürüstlük ve Güvenilirliğin Önemi/Muhammedü’l-Emin’in ümmetinden olmanın anlamı.
Hayat Ölüm ve İslam’ın Aydınlığında Dünya Hayatının Değerlendirilmesi
Din ve Samimiyet/ ihlâs
Sabır / Müminin Onuru, Olumsuz dürtüler ve Musibetler karşındaki direnci ve Taatlerin zevkine ermedeki çetin yolculuğu.
Sosyal Yardımlaşma, Dayanışma Açısından Zekât, Sadaka ve İnfak
Dilin Güzellikleri/ İnsanların arasını düzeltme ve iyiliğe, güzelliğe hayra teşvik…
Dilin Çirkinlikleri/ Yalan, Arkadan çekiştirme, Kovuculuk, Dedikodu, Malayani…
Peygamber Sevgisi/Adım adım Onun izinde erdemlere duyulan özlem.
Peygamber Efendimizin Örnek Yaşantısı ve Ahlakı
Sahabe Nesli ve Onların İslam’a bağlılıklarından Örnek Tablolar
Zühd Hayatı ve Hz. Fatıma (ra)
Sünnetin Dindeki yeri ve Önemi
Tarihimizde Peygamber ve Haremeyn Sevgisi ve Ecdadımızın Kutsal Beldelere yaptığı Hizmetler
Hac Azığı Takva/İslami Bilinçlenme ve Sorumluluk Bilinci
Hac Dönüşü ve Sonrası/ Haccın Kazandırdıklarının Kalıcı Kılınması
Kadınların Rasulullah (sas)e Biatı ve Müslüman Kadının Şahsiyeti Açısından Biatın Anlamı
Hz. Sümeyye (ra) ve İslam Uğrunda İlk Müslümanların Çektiği Sıkıntılar
Hz. Aişe Örneğinde Kadınlar Açısından İslâmî Bilgilenmenin Önemi
Haccın Kadınların Cihadı Olmasının AnlamıKelime anlamı itibariyle cihad, yorucu gayret ve çaba demektir. Kelime anlamının da işaret ettiği gibi cihad, güç ve kuvvete dayanır.
Cihad deyince ilk akla gelen, Allah'ın dinini yüceltmek amacıyla dinin insanlara ulaşmasının önünü kesmeye çalışanlara karşı yapılacak savaştır. Bu anlamdaki cihad, şartları oluşunca erkeklere farzdır. Bununla birlikte İslam yurdunu düşman işgaline karşı korumak için ‘Nefir-i âmm’ denilen toptan savaş durumunda bu anlamdaki cihad kadınlara da farz olur. Böyle genel bir seferberliğin olmadığı normal durumlarda ise kadınlara farz değildir. Çünkü silahlı mücadele güç ve kuvvete dayanır. Bu noktada kadın ile erkek arasında fark vardır.
Ancak kadınların Müslümanlarla beraber cihada katılarak özellikle yararlıların tedavisi ve geri hizmetler gibi kendilerine uygun hizmetlerde bulunmalarının meşruluğu bilinen bir husustur. Nitekim Peygamber Efendimizin savaşlarında kadınlar da bulunmuştur.
Rasulullah (sas) zamanında Müslümanların yaptıkları cihadı gözlemleyen ve keskin zekâsı ve fetanetiyle Kur’ân-ı kerim’den en üstün amelin cihad olduğu anlamını istinbat eden Hz. Aişe validemiz, Allah Rasulü (sas)e bir defasında şu soruyu yöneltmiştir:
‘Ey Allah’ın elçisi! Biz de sizlerle beraber çıkıp cihad edemez miyiz? Çünkü ben Kur’an-ı Kerim’de bildirilen ibadetler içinde cihaddan daha sevaplı bir amel göremiyorum’, Rasul-iEkrem bu soruya: ‘Kadınlar için cihadın en güzeli ve en iyisi, makbul bir hactır’, buyurmuştur.
Bu hadisi İbn Mace şu şekilde rivayet etmiştir:
Hz. Aişe (ra) “Ben bir defa: ‘Ey Allah’ın Elçisi! Kadınlara (farz olan) bir cihad var mı?’ Dedim. ‘Evet, Onlar üzerine savaşsız bir cihad vardır. Hac ve umre’ buyurdu”
Hadisin diğer bir rivayeti şöyledir: ‘Ey Allah’ın elçisi! Sizinle birlikte çıkıp cihad etmeyelim mi?’ Dedim. ‘Hayır! Sizin cihadınız mebrur hactır. O sizin için bir cihattır’ buyurdular.”
Bu hadis, mücahidler savaşa gittikleri zaman kadınların onlara refakat etmesini yasaklamaz. Maksat bu değildir. Gaye, kadınların fiziki güç bakımından erkeklerden farklılıkları sebebiyle, kâfirlerle çarpışmaya muktedir olamamalarından ötürü bu sevaptan mahrum olmadıklarını ve onların hac ibadetlerini ifa etmeleri halinde cihad sevabını kazanacaklarının beyan edilmesidir.
Hadislerde haccın kadının cihadı olarak nitelendirilmesinin anlamı nedir? Cihad ile hac arasında büyük benzerlikler vardır. Öncelikle her ikisinde de meşakkat vardır. Hac da meşakkatle yerine getirilen bir ibadettir, cihad da.
Cihada çıkan Yüce Allah’ın en önemli bir emrini yerine getirmek için sefere çıkmaktadır. Hac da Allah’ın emrini yerine getirmek üzere çıkılan bir yolculuktur.
Cihada çıkan insan Allah yolunda çıkmıştır ve her an Rabbine kavuşma durumu ile karşı karşıyadır. Hac da bu duygu vardır insanda. Cihada giderken insan eşiyle dostuyla helalleşir ve düşer yola. Hacda da aynı şey yapılır. Gidip dönmemek gidip gelmemek ve gelip bulmamak vardır, her ikisinde de.
Cihatta insan normal yaşantısında yapabildiği bazı mübah alışkanlıklarını terk etmek zorundadır. Hacda da aynı şekilde kişi normal zamanlarda yapabildiği bazı alışkanlıklarını ihram yasakları sebebiyle terk edecektir.
Cihada katılan kişi toplulukla beraber hareket edecektir. Emirlere uyacak ve disipline bağlı kalacaktır. Kadın da hacda topluluklar ile birlikte hareket edecek, toplulukla birlikte hareket etmeyi ve disipline uymayı öğrenecektir. Yani daha sonra doğrudan cihada katılacak olsa sanki hac bunun bir eğitimi gibi işlev görecektir kadının hayatında.
Cihatta omuz omuza beraber cihad ettiği insanlarla beraber hareket etme, yardımlaşma, dayanışma, sabır ve sebat eğitimi vardır. Hacda da aynı şekilde topluluklarla beraber hareket edilecek, yardımlaşma ve dayanışma ruhu sergilenecektir. Her ikisinde de fedakârlık vardır. Her ikisinde de bencillikten sıyrılma ve cemaatle bütünleşme vardır. Her ikisinde de toplumsallaşma vardır.
Cihad ve haccın her ikisinde de de sefer vardır. Güçlüğünü anlatmak için ‘Sefer ateşten bir parçadır’ denir. Cihatta da sefer vardır hacda da. Sefere çıkan insan nerede ne ile karşılaşacağını kestiremez. Mücahid bir yerden öbürüne sürekli intikal halindedir. Sabit bir yeri yoktur. Yeri gelir, dinlenemez, uyuyamaz, uyanık kalır, yeri gelir aç kalır, susuz kalır. Bu anlamda hacda da pek çok intikal vardır. Vatandan ayrılış, Mekke-i Mükerreme, Arafat, Mina, Müzdelife, Medine-i Münevvere… Yorgunluk, yerine göre uykusuzluk.. Bütün bunlar ortak noktalardır..
Diğer taraftan hac kişi ile Rabbi arsındaki bağı en kuvvetli bir şekilde ortaya koyan ibadetlerdendir. Bunun için kişi hac için gerekli harcamalardan çekinmez ve bütün meşakkatleri göze alarak yola çıkar. Bu anlamda cihad da kişi ile Rabbi arasındaki çok güçlü bir bağdır. Bu bağ sebebiyledir ki kişi, cihatta canını ve malını ortaya koymaktadır.
Cihada çıkarken kişi dünyevi arzularını, birikimlerini ve her şeyini artık sanki dönmeyecekmiş gibi bırakır ve düşer yola. Hacca giderken de böyle bir duygu yaşanır.
Cemeratta insanın düşmanı şeytana karşı girişilen mücadelenin sembolize edilmesi vardır, cihatta ise İslam düşmanlarına karşı mücadele.
Cihatta sabır lazımdır, hacda da öyle.
Hacdaki cihad nefsin heva ve heveslerine karşı sürdürülen bir cihattır. Hatta kimileri buna büyük cihad demektedirler.
Yolculuğa çıkan yanına azık alır. Cihada giden teçhizatını kuşanır cihada giderken. Hacca giderken de kişi takvayı kuşanacak ve öyle düşecektir yola.
Hac, cihad ruhunu güçlendiren bir özelliğe sahiptir.
En önemlisi, her ikisinde de İslami bilinçlenme vardır. Bunun için hac, kadının cihadıdır.
Kadının İhram Simgesi Yüzünün Açık Olmasının Anlamı/Bir Deneme
‘Kadının ihramı yüzündedir.’En çok başvurulan hadis kitaplarında bulunmamakla birlikte hadis olarak da nakledilen bu söz , fıkıh kitaplarımızda kadının ihramı konusunda ilim adamlarının çoğunluğunun görüşü olarak yer almaktadır. İbn Ömer (ra) ihramlı iken yüzüne elbisesini sarkıtan bir kadını görmüş ve: “Yüzünü aç, Çünkü kadının ihramı yüzündedir” demiştir.
Bazı kitaplarda merfu olarak sahih bir şekilde varid olmadığı açıkça ifade edilmekle birlikte bu rivayet, en azından mevkuf olarak meşhur olmuş ve fıkıh kitaplarında kadının ihramı konusunda ortak bir görüş şeklinde yer almıştır. Hatta bazı fıkıh kitaplarımızda bu hususta icma olduğu aktarılmaktadır. Fakat şurası kesindir ki bu husustaki diğer sahih rivayetlerin desteğiyle bu söz, kadının ihramı hususunda fıkhî bir kural olarak genel bir kabul görmüştür. Fakihler nezdinde bu hususta ortak bir görüş oluşmasının sebebi, belirtildiği üzere ihramlı kadının yüzünü peçe ve diğer yüz örtüleri ile örtemeyeceğine dair sahih hadislerdir.
Kimi ilim adamları bu hadislerin zahirini esas alarak ihramlı kadının nikap/yüz örtüsü kullanamayacağını söylemektedirler. Buna göre ihramlı kadın, erkeklerin yüzüne bakma endişesi taşırsa veya bir fitne korkusu olursa, yüz örtüsü olarak üretilmiş ürünler ile değil de başka bir şey ile yüzünü örtebilecektir.
Bu ilim adamları, kadının yabancı erkekler karşısında yüzünü örtmesinin farz, açmasının ise haram olduğu görüşünden hareketle, ihramlı iken bu genel kuralın değişmeyeceğini, yasaklananın, kadının yüz örtüsü kullanması olduğunu söylemektedirler. Bu ilim adamlarına göre kadın ihramlı iken yüz örtüsü olarak imal edilmiş ürünler ile yüzünü örtmeyecektir. Fakat yabancı erkekler karşısında başından aşağıya doğru bir örtü sarkıtarak veya başka bir yöntemle yüzünü örtecektir.
Bu doğrultuda yüründüğü zaman burada bir başka problem ortaya çıkmaktadır. Yukarıdan sarkıtılan bu örtü kadının yüzüne temas ederse ihramına zarar verir de kadın ihram yasağı işlemiş konuma düşer ve bundan dolayı kendisine ceza gerekir mi? Bu problemi çözmek için de çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.
Kimileri, örtüyü yüzünden uzak tutmak için kadın, kafes gibi bir şey kullanarak örtüyü onun üzerinden sarkıtır, demiştir. Kimileri de erkekler ile karşılaşınca hemen yüzünü örter, örtünün cildine temas etmemesine özen gösterir, bu karşılaşma geçince de beklemeden açar, demişlerdir. Kimileri de örtüyü cilde temastan uzak tutmanın zorluğunu göz önüne alarak zarurete binaen cilde temas etse bile ceza gerekmeyeceği görüşünü dile getirmiştir. Öyle anlaşılıyor ki bu görüş, zaruret ilkelerine dayandırılmaktadır. Şu kadar var ki her halükarda bu örtme, yüz örtüsü ile değil, başka bir örtü ile olacaktır. Fakat ihramlı iken, peçe ve benzeri yüz örtülerinin kullanılamayacağı hususunda ilim adamları görüş birliği içerisinedirler.
Konuya ilişkin veriler incelendiğinde sanki şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır: İhramlı kadının yüzünü açık bulundurması ilkesi, tarihi süreç içerisinde bir şekilde delinmiştir. Bu yapılırken de yöntem olarak ihramlı kadının yüzünü örtmesini yasaklayan hadislerin, yalnızca yüz örtüsü olarak imal edilmiş örtüler olduğu şeklinde daraltıcı yorumlara gidilmiştir. Hâlbuki hadislerde geçen المرأة المحرمة ولا تنتقب ifadesi, ‘ihramlı kadın yüzünü örtmez/örtmesin’ demektir. Bunu, ‘Burada kastedilen yüz için üretilmiş örtülerin kullanılmamasıdır, başka örtülerle örtebilir’ şeklinde algılamak, sanki hadisin söyleniş amacını daraltmaktadır.
Burada tarihi süreç içerisinde gelişen meşhur ‘fitne’ gerekçesinin önemli bir rolü olduğu anlaşılmaktadır. Tıpkı Peygamber Efendimiz kadınların mescide gitmelerine engel olunmasını yasakladığı halde, fitne endişesi ile kadınların mescide gitmekten menedilmesi gibi burada da ‘fitne’ endişesi ile ihramlı kadının yüzünü örtmemesi ilkesi, bir şekilde delinerek zamanla, kadının ihramlı iken yüz örtüsü kullanamayacağı, ancak başka örtülerle yüzünü örtebileceği hükmü getirilmiştir. Bu hususta gerekçe olarak da Hz. Aişe validemizden aktarılan, ihramlı iken Müzdelife’de yanlarından kafileler geçerken yukarıdan aşağı bir örtü sarkıtarak yüzünü göstermediği, kafileler geçince de yüzünü açtığı rivayeti kullanılmıştır. Bu ilke delinirken nasıl bir takım zorlamalara girildiği bazı kitaplarımızdaki ifadelerden açıkça anlaşılmaktadır.
Burada asla göz ardı edilemeyecek bir husus, ihramlı iken kadının yüzünü açık bulundurması ilkesinin, erkeğin ihramlı iken başını açık bulundurması ilkesi ile beraber konmuş olmasıdır. Erkeğin ihramlı iken başını hastalık gibi bir zaruret dışında örtemeyeceği unutulmamalıdır.
Bu hususu burada ele almamızın sebebi, ‘Kadının ihramı yüzündedir’ ilkesinin ne anlama geldiğini değerlendirmeye çalışmaktır. Bu ilkenin vermek istediği mesajı doğru anlayabilmek için, kadınların yüzünü örtmelerinin o dönemde özellikle zinet anlamı taşıdığını hatırdan çıkarmamak gerekir. O dönemde erkeklerde nasıl ki başı sarık ve benzeri şeylerle örtmek bir zinet ve itibar olarak algılanıyor idiyse, aynı şekilde kadınların yüz örtüleri de bir zinet ve soyluluk göstergesi olarak algılanıyordu. Onun için kadın köleler yüzlerini örtmezlerdi. Erkek köleler de başlarına sarık saramazlardı. Kadınlarda yüz örtmek, erkeklerde ise sarık sarmak itibarlı, soylu ve hür olmanın bir göstergesiydi.
Allahü a’lem, ihramlı iken erkeklerin başlarını, kadınların da yüzlerini örtmelerinin yasak olması, hacda ayrıcalık ve imtiyaz aranmayacağının ve insanların eşitlenmesi gerektiğinin bir göstergesiydi. Burada yüzün açık olmasının anlamı, muhtemelen hacdaki bu eşitlenme bilincini yansıtmasıdır.
Kadın ihramlı iken yüzünü açarak, soyluluğu, eşraflığı ve hürlüğü ile değil, insanlığı ve kulluğu ile Allah’ın huzurunda bulunduğunu göstermektedir. Hatta burada belki biraz daha ileri bir değerlendirme ile kadının hacda yüzünü açma mecburiyetini, kadının hacda cinsiyeti ile değil insanlığı ve kulluğu ile ön planda olması gerektiğinin bir simgesi olarak da okuyabiliriz.
Diğer taraftan haccın en önemli gayelerinden biri, insanı ahlâkî zaaflardan arındırma hedefidir. Hacda kişi, en başta bencillik olmak üzere bir takım ahlâkî zaaflardan kurtulma melekesi kazanmaya çalışacaktır. Burada belki erkeklere yönelik bir eğitim olmak üzere kadının, biyolojik yapısı ile değil de insani kimliği ile ön plana çıkarılmasının hedeflendiğini de söyleyebiliriz. Böylece erkekler, Kur’ân-ı kerim’in emri doğrultusunda hac ibadetinin önemli bir ahlâkî eğitim kazanımı olmak üzere, bakma imkânı olmasına rağmen bakmama melekesi elde etmeye çalışacaklardır.
Bu bağlamda hadis kitaplarımızda anlatılan şu olayı hatırlamanın tam zamanıdır: Hz. Peygamber, o zaman genç bir delikanlı olan İbn Abbas (ra)ı, terikesine almıştır. Onlar bu vaziyette iken genç bir hanım kendisine soru sormaya gelir. İbn Abbas genç kadına bakmaya başlar. Bunu fark eden Hz. Peygamber mübarek eliyle İbn Abbas (ra)ın yüzünü diğer tarafa çevirir. Hatta İbn Abbas ikinci defa bakınca Allah Rasulü aynı şekilde onun yüzünü öbür tarafa çevirir. Allah Rasulü (as)ın İbn Abbas (ra)ın kadına bakışını engellemek için yüzünü öbür tarafa çevirirken, buna karşın kadına yüzünü örtmesini emretmemesini nasıl okumamız gerekiyor? Hz. Peygamber hacda o kadar kadın ile karşılaştı. O kadar kadın kendisine soru sordu. Allah Rasulü (sas) onlara ‘Yüzünüzü örtün!’ dememiştir. Diyebilirdi.
Burada bir bakıma erkeğin iffet bağlamında kendini eğitmesine yönelik açık bir mesaj görüyoruz. Bunun için, kadınlar şöyle yapmalı, böyle yapmamalı, şöyle giyinmeli, böyle hareket etmeli gibi tavsiyelerimizin yanında, aslında erkeklerin Kur’ân’ın emri doğrultusunda gözlerine, sözlerine ve kendilerine hâkim olma bilinci kazanmalarını da öğütlemeliyiz. Bunun pratik eğitim alanı olarak haccın bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerekir.
Hani mahşerin provası diyoruz ya hac için. İşte hac, mahşeri yaşayabilmek için bir fırsat sunuyor. Aklını zihnini tam olarak ibadete odaklandırıp, zihninden başka ilgileri silebilmek, hatta en güçlü dürtülerin dahi etkisinden sıyrılarak ibadete kilitlenmek için önemli bir fırsat sunmaktadır hac. Hani mahşerde insanların uryan olarak haşredileceklerine hayret eden ve erkek kadın bu durumda ne olacak? anlamında soru soran Hz. Aişe validemize insanların o dehşetli sahnede bu tür şeyleri düşünecek konumda olamayacakları doğrultusunda cevap vermiyor mu Allah Rasulü?
Haccın en önemli gayesi kişiyi ruhen olgunlaştırmak, günah kirlerinden arındırmak ve annesinden doğduğu gibi tertemiz yapmak olduğuna göre, hem erkekler hem de kadınlar hacda bu fazileti kazanmak için çabalayacaklardır. İçinde bulunacakları süreç bunu kazanma sürecidir. İffeti öğreneceklerdir. Erkek, bu süreçte tıpkı elinin altındaki avı avlayamadığı, Harem bölgesinin doğal bitkilerini koparmadığı gibi Kur’ân’ın emrine uyarak harama bakmamayı da meleke haline getirecektir.
Hanbeli fakihi İbn Akîl’in bu husustaki değerlendirmesi çok dikkat çekicidir:
‘Kadının ihramlı iken yüzünü açması ihramlı oluşunu simgeler. Ortaya çıkan bir takım bid’at olayları sebebiyle dinen sabit olmuş bir hükmü kaldırmak caiz değildir. Böyle bir tutum, ortaya çıkmış bir takım olaylar ile şer’i bir hükmü nesh etmek demektir. Bu da şer’i re’sen kaldırmaya götürür. Dinin kadına yüzünü açmayı, erkeğe de bakmamayı emretmesi bid’at değildir. Bu, tıpkı, ihramlı iken el altındaki avı avlamanın yasak olması gibi daha büyük bir sınav olsun diyedir.
Son olarak burada acaba şöyle bir değerlendirme yapılamaz mı? ‘Kadının ihramı yüzündedir’ ilkesini, yalnızca şekli bir gösterge ile sınırlı görmeyip bunu, kadının haccının bir şahsiyet ve itibar yolculuğu olduğu şeklinde algılayamaz mıyız? Bu ifadenin kadının itibarını da anlattığını düşünemez miyiz? Çünkü yüz, dış görünüşte insan kişiliğinin en anlamlı parçasıdır. Kişinin üzüntüsü, kederi, sıkıntısı, neşesi, sevinci yüz ifadesinden anlaşılır. Bunun gibi kişinin iç dünyası da yüzüne yansır. Kur’an-ı Kerim’de çoğu kez ”yüz”, kişinin tüm benliği anlamında kullanılmaktadır. Vech, kişinin kendini temsil eder. Yüz, insanı anlatır. Vechullah/ Allah’ın yüzü, Allah’ın zatıdır. Mesela şeriket-i vücuh, itibar şirketidir. Demek ki yüz insanın kişiliğini de ifade etmeye yaramaktadır. Bu doğrultuda, kadının ihramının yüzünde olmasını, haccın kadına kazandıracağı kişiliği ve itibarı olarak yorumlamak acaba çok mu aşırı bir değerlendirme olur?
Sonuçİslam dininin, kadın erkek arasında Allah’ın sorumlu birer kulu olmaları itibariyle bir ayırım yapmadığı malumdur. Bunun, en somut biçimde kendini gösterdiği alanlardan biri, hac ibadetidir. Allah’ın, yarattığı ve tıpkı erkek gibi akıl ve duygu sahibi kıldığı ve sorumluluklar yüklediği kadının aklına, iradesine ve duygularına nasıl değer verdiği, hac ibadetinin pek çok sahnesinde açık bir şekilde görülmektedir.
Hacda Hz. Hacer’in hatırasına sa’y yapılıyor. Bir kadının yaşadığı olay canlandırılıyor. Kadın erkek herkes bu hatırayı rol alarak canlandırıyor. İster annelik şefkat ve merhametine Yüce Allah’ın verdiği değerin somut bir göstergesi olarak algılansın, isterse kadına verilen değerin bir ifadesi, sa’y olayı, hacta kadının yeri konusunda çok anlamlı bir vurgudur. Bu anlamlı vurgu, ‘Hac ve kadın’ konusundaki değerlendirmelerde son derece dikkat çekicidir.
Kur’ân-ı Kerim, kul olarak, kadın ve erkek her iki cinsin de Allah'ın emir ve yasaklarına muhatap olduğunu ifade eder. Her ikisi de yeryüzünde Allah'ın halifesidir. Hz. Muhammed, kadın erkek ayrımı yapılmaksızın bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiş Kur’an da kadınıyla erkeğiyle bütün insanlık için hidayet rehberi kılınmıştır.
Kur'an-ı Kerim'de pek çok ayette insanın değeri ve sorumluluğu belirtilirken kadın erkek ayırımı yapılmamıştır. Bu hususta hac ibadetinde de bir ayrıma rastlanmaz. Kadın hac ibadetinde bağımsızdır. İbadet sorumluluğu kendisine aittir. Hac mükellefiyetine ilişkin şartları taşıdığı zaman, ibadetini eda etmekle yükümlüdür. Bu durumda haccını yaptığı zaman sevabı kendisine ait olduğu gibi yapmadığı zaman sorumluluğu da kendisine aittir. Bazı içtihatlarda kadının yanında mahremi olmadan hacca gidemeyeceği yolundaki özel şartlar, daha ziyade kadının güvenliği ile ilgilidir. Aynı şekilde kadınlar hakkındaki adetli iken tavaf yapamayacağı hükmü de ibadet temizliği ve ibadetlere ilişkin bazı özel düzenlemelerle ilgilidir. Bu hüküm, cinsin biyolojik yapı ve fıtri özelliklerine binaen konmuştur.
Allah’a karşı sorumlulukları olan bağımsız bir insan olarak kadının da tıpkı erkek gibi ibadete ihtiyacı vardır. Kendisini yaratan, bin bir çeşit nimetle donatan Rabbini bilmek ve onun kuşatıcı rahmetini hissetmek ihtiyacı içerisindedir. Bu bakımdan ömrünün en önemli yolculuğu, kadın açısından ayrı bir önem taşır. Çünkü bu yolculuk kadın açısından aynı zamanda bir itibar yolculuğudur.
Erkek olsun kadın olsun, herkesin yaptığı ibadet ve diğer hayırlı işlerinin Allah yanında mutlaka değerlendirilmeye alındığı, asla boşa gitmediği haber verilmiştir. Al-i İmran süresi 195. ayette Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "...Ben, erkek olsun, kadın olsun- ki hepiniz birbirinizdensiniz- içinizden hiçbir çalışanın çalışmasını boşa çıkarmayacağım..."
Diğer bir ayet ise şöyledir: "Erkek olsun kadın olsun her kim de mümin olarak iyi işler yaparsa, işte onlar Cennet'e girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar
Ahzâb süresinin 35. ayetinde, bütün Müslüman erkek ve kadınlar, işledikleri değişik iyi işlerle anılmışlar, bu kimseler için Allah'ın bağışlama ve büyük bir mükâfat hazırladığı ifade edilmiştir.
Bu ilâhî ilkeler çerçevesinde bakıldığı zaman kadının hac yolculuğu manevi hayatı açısından ömrünün en önemli olayıdır. Belki de hayatında ancak bir defa nasip olan bu kutsal yolculuğun kadın açısından olabildiğince verimli hale getirilebilmesi için eğitim, irşat, maddi-manevi hazırlık ve organize bağlamında söylenen ve söylenebilecek olan pek çok şey vardır.
Kadının hac ibadetini bilinçli ve huzurlu bir şekilde eda edebilmesi için hac öncesi ve hac esnasında eğitim ve irşat faaliyetlerinin büyük önemi vardır. Hacda kadınların durumuna ilişkin olarak üzerinde durulması gereken en önemli hususlardan biri de budur. Diğer taraftan kadının yolculuğu, iskânı ve intikalleri ile ilgili organizasyonlara önemli görevler düşmektedir. Bu hususta Hz. Peygamberin kadınların bindiği develeri şarkı söyleyerek coşturan Enceşe adlı sahabiye, hayvanları koşturarak kadınları sıkıntıya sokmaması için ‘Ey Enceşe! Kristallere karşı nazik ol!’ hadisi hatırdan çıkarılmamalıdır.
Başvurulan Bazı Kaynaklar Buhârî,
Müslim,
Ebû Dâvûd,
Tirmizî,
Nesai,
Bu hadis kitaplarının Salih b. Abdülaziz b. Muhammed Âlu’ş-Şeyh gözetiminde ‘el-Kütübü’s-Sitte’ adıyla bir arada basılan Dâru’s-Selam 2000, Suudi Arabistan baskısından yararlanılmıştır.
İbni Mâce.
Abdulkerim Zeydan, el-Mufassal fi Ahkâmi’l-mer’e,Müessesetü’r-Risale, Beyrut 1993
Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, Dâru Sadir, Beyrut ty., I-VI C.
Bigiyef,Musa Carullah, -Kur'an-ı Kerim Ayet-i Kerimelerinin Nurları Huzurunda, Hatun, Yayına Haz.: Mehmet Görmez, 3. baskı, Kitabiyat Yay., Ank. 2002.
İslam şeriatının Esasları -Değişkenler ve Sabiteler-, Yayına Haz.: Hatice Görmez, Kitabiyat Yay., Ank. 2002
Cassas , Ebu Bekir Râzî el-Cassâs, Ahkâmü’l-Kur’ân, Kahire,tarih yok.
Erul Bünyamin ve Keleş Ekerm, haccı Anlamak, Diyanet İşleri Başkanlığı yayını, Ankara 2005
Hatiboğlu, Haydar, Sünen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi, Kahraman yayınları, Ayyıldız matbaası, Elif ofset, İst 1983
Heyet, Diyanet Hac Rehberi, Heyet, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayını, Ankara 2001
Heyet (Halil Altuntaş, İsmail Karagöz ve Mehmet Keskin), Hac İlmihali, Diyanet İşleri Başkanlığı yayını, Ankara 2005
Ismatü’d-din Gerger, el-Mer’etu fi Ahdi’n-Nebevi, Dâru’l-Garbi’l-İslâmî, Beyrut 1993, s.289-290
İbn Hazm, el-Muhalla, Dâru’l-Kütübi’l-Ilmiyye, Beyrut, Baskı tarihi yok.(I-XI C)
İbn kayyım el-Cevziyye, Zâdü’l-Meâd fi Heydi Hayri’l-Ibâd, Müessesetü’r-Risale, Beyrut 1979
İbn Kudame, Muvaffaku'd-dîn 'Abdullah b.Ahmed b.Kudame, (541/1146-620/1223), el-Muğnî, Daru'l-Fikr, Beyrut 1984, I-XIV C
İbnu’l-Cevzi, Hafız Abdurrahman b. Ali b. El-Cevzî [Fakih Hanbeli](v.597),Kitabu Ahkâmi’n-Nisâ, el-Mektebetü’l-Asriyye,Beyrut 1988, tahkîk: Ali b. Muhammed Yusuf el-Muhammedî,
İmam Malik (Malik b. Enes), el-Muvatta, Tahkik. Uhammed Fuad Abdülbaki, Daru Ihyai’l-Kütübi’l-Arabiyye, Mısır 1951
İmam Şafii, Ahkâmü’l-Kur’an, Daru Ihyai’l-Ulum, Beyrut 1990, s.65
Kurtubi, Ebu Abdillah Muhammed b. Ahmed, el-Camiu li Ahkami’l-Kur’ân, Daru Ihyai’t-Türasi’l-Arabî,Beyrut ty
Muhammed Ahmed İsmail, el-Mer’etu beyne Tekrimi’l-İslam ve İhaneti’l-Cahiliyye, Dâru’l-İman,İskenderiye 2005
Nevra Bint Muhammed, Şahsiyyetu’l-Mer’e fi’l-Kısasi’l-Kur’ânî, Dâru ibn el-Cevzî, Suudi Arabistan 1427H
Raviye Ahmed , el-Hayzu ve’n-Nifâsu ve’l-istihâza vema yeteallku biha mine’l-Ahkâm, Dâru’l-Medenî,, Mısır 1991
San’ânî, Muhammed b. İsmaşl el-Kahlani(Emir san’ânî), Sübülü’s-Selam, Ihyau’t-Türasel-Arabi, Kahire 1960, I/183
Semerkandi, Alauddin es-Semerkandi(v.539), Tuhfetu’l-Fukaha, Daru’l-Kütübi’l-Ilmiyye, Beyrut 1984, I. Baskı (I-III)
Seyyid Kutub, Fî zılâli’l-Kur’ân.
Seyyid Sâbık, Fıkhu’s-Sünne, Mektebetü Dâri’t-Türâs, Kahire, Baskı Tarihi yok,
Şa’ravi, Muhammed Mütevelli Şa’râvî, Fetâva’n-Nisâ, el-Mektebetü’l-Asriyye, Beyrut 2002
Şah veliyullah ed-Dehlevi, Huccetullahi’l-Bâliğa
Yusuf Karadavi, Fetâvâ Muasıra
Yücel, İrfan, Hac Rehberi, Türkiye Diyanet vakfı yayınları, Ankara 1997, s. 166–167
Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslâmî ve Edilletuhu.
Ma’rûf ed-Devâlîbî, Muhammed, el-Mer’etu fi’l-İslam, Dâru’n-Nefâis, Beyrut 1989,
Başvurulan Bazı Elektronik Yayın Siteleri: http://www.islam-qa.com http://www.diyanet.gov.trhttp://www.sultan.orghttp://www.al-islam.comhttp://www.suleymaniyevakfi.orghttp://www.uqu.edu.sa/http://www.f3ms.com/http://www.ahlalhdeeth.com/http://www.qaradawi.net