Hac Forumu
Nisan 24, 2014, 06:24:19 am *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Mekke ve Medine’den Hutbeler - Hacdan Alıntılar  (Okunma Sayısı 1676 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
skucuk
Yazarlar
Hero Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 617


« : Aralık 04, 2009, 10:36:21 am »

Mekke ve Medine’den Hutbeler - Hacdan Alıntılar


Hacdan Alıntılar

Şeyh Salih Âl Tâlib
Mekke, 08.12.1424 Hicri – 30.01.2004 Miladi


Ey Allah’ın kulları!.. Allah’tan hakkıyla korkun. (Ey İnsanlar! Rabbinizden sakının; şüphesiz o kıyamet gününün sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiğinden geçer. Ve her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları hep sarhoş görürsün, halbuki sarhoş değillerdir. Fakat Allah'ın azabı çok şiddetlidir.) (22/el-Hacc/1-2) Sevabına ulaşmak için Allah’a yaklaşın, O’nun gazabına ve azabına yol açacak şeylerden uzak durun.

Ey Beytullah’a hacca gelenler! Milyonlarca Müslümanın gönlünün kendisine yöneldiği bir vakitte Beytullah’a ulaşmanız, hacca ve haccın yüce ibadetlerine başlamanız kutlu olsun.


Allah’ın rızasını dileyerek haccedene müjdeler olsun! Size ne mutlu! Mevlâ sizin üzerinize rahmetler yağdırır ve yarın size Arafat’ta, “Bağışlanmış olarak dönün!” buyurur. Hacc yapan kimse, Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem’in müjdesini hissedince ona ne mutlu!. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Kim hacceder de fahiş söz söylemez ve günah işlemezse annesinin onu doğurduğu gündeki gibi günahından (kurtulmuş olarak) döner.” Bu hadisi, Buhari ve Müslim rivayet eder. Bu; mümin nefislerin coşkuyla arzuladığı, yolunda bütün zorlukların ve yorgunlukların kolaylaştığı ne büyük bir bağıştır!.

Beytullah’a hacca gelenler!.. Asırlar boyu ardı arkası kesilmeyen bir çağrıya katılarak geldiniz. (İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya incelmiş binekler üstünde (uzak yollardan) her derin vadiyi aşarak sana gelsinler.) (22/el-Hacc/27) Değerli iki peygamberin, İbrahim aleyhisselam ve İsmail aleyhisselam’ın inşa ettiği bu Beyti- Atik’e geldiniz. Tevhid gerçeğini bütün çıplaklığıyla haykıran ve şirkten uzak duran, bu nedenle de ateşe atılan İbrahim... Sonra Allah onu kurtarır ve zafere ulaştırır. Rabbine teslim olan ve kesilmek üzere boynunu uzatan İsmail... Sonra Allah onu da kurtarır ve derecesini yükseltir. Değerli iki peygamber... Ateşe atılarak ve kurban olarak son ana kadar hayatlarını Allah için feda eder. Öyleyse bu muazzam bina, Allah’ın Kâbesi tevhidin simgesidir. Şeriatında ve kaderinde Allah’a teslim olmanın, emrine ve yasağına uymanın, hükmünü yerine getirmenin simgesidir. İşte bu, zafere giden yoldur. Peygamberler ve onlara tâbi olanlar bu yolda yürümüştür. Tevhid ve itaat... Şünnet ve ittibâ... (O halde o pis putlardan kaçının ve yalan sözden sakının. Allah için, O'na eş koşmayan, O'nun birliğine inanmış kimseler olun.) (22/el-Hacc/30-31)

Ey Müslümanlar!.. Rahman’ın misafirleri!.. Hacc ibadetleri yalnızca yerine getirilen bir takım hareketler ve gelinen birtakım mekanlar değildir. Bilakis hacc, bir okul ve eğitimdir. Tarih ve anılardır. Hacc yapana iman nurunu ve ibadetin meyvelerini yağdıran samimi bir ibadettir. Hacc yapan Safâ ve Merve arasında sa’y yaparken ve vâdinin ortasında hızlıca koşarken, Alemlerin Rabbi’ne boyun eğdiğini ve O’na ihtitacını anımsar. Yaratıcısı’na ihtiyacının, İsmail aleyhisselam’ın annesi Hacer’in,çocuğuna acıyarak ve endişe içinde Allah’tan yardım dileyerek koşan Hacer’in o büyük andaki, o sıkıntı anındaki ihtiyacı gibi olduğunu hisseder. İbrahim aleyhisselam gibi Allah’a itaat edeni Allah’ın yalnız bırakmayacağını, ailesini ve çocuklarını yalnız bırakmayacağını, duasını geri çevirmeyeceğini hatırlar.

Ey değerli hacı!.. Allah’ın sana haccı nasip etmesini değerlendir ve Allah’ın (Hacc ve umreyi de Allah için tam olarak yapın!) (2/el-Bakara/196) buyruğuna uyarak ibadetlerini tam olarak yerine getirmeye gayret et! Tam olarak yapılması ise, ibadetin yalnızca Allah için yapılması, sünnete uymaya gayret etme ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’i örnek alma ile olur. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Hacc ibadetlerinizi benden alın!”

Haccın şartlarını ve vaciplerini eksiksiz olarak yerine getirmek gerekir. Yine aynı şekilde, ibadete başlamadan önce onunla ilgili şer’i hükümleri sorup öğrenmek gerekir. Ne çok hacı Allah’a cahilce ibadet etmekte!.. Ne öğrenmekte, ne de sormakta... Bu, ibadetleri küçük görmek ve hafife almaktır. Fetva soranların çoğu ibadete başlamadan önce sorsalar, içinde bulundukları sıkıntıya düşmemiş olacaklar. Yine; daima ruhsatları kullanmak ve hacc ibadetlerini edâ ederken gevşek davranmak da bir eksikliktir. Allah’tan korkun ve hacc ve umre ibadetlerini Allah için tam olarak yapın!

İbadetin tam olarak yapılmasının bir gereği de; gereksiz tartışma ve çekişme, fahiş söz ve günahlar, Allah’ın kullarına karşı büyüklenmek gibi onun saflığını bulandıracak ve onu bozacak şeylerden uzak durmaktır. Bütün bunlar, Kur'ân’da yasaklanmıştır. Onlardan uzak durmak, amelin kabul edilmesi ve bağışlanma için şarttır. (Hacc, bilinen aylardadır. Kim o aylarda hacca niyet ederse, hacc esnasında kadına yaklaşmak, günah sayılan davranışlara yönelmek, kavga etmek yoktur. Ne hayır işlerseniz Allah onu bilir. Ahiret için azık edinin! Bilin ki azığın en hayırlısı takvâdır. Ey akıl sahipleri! Benden
sakının!) (2/el-Bakara/197)

Haccın, amacına uygun olmayan bir hale dönüştürülmesi de caiz değildir. Tek Allah’a davetten başka davet yoktur. Tevhid ve sünnet şiarından başka şiar yoktur. Allah’a ve ahiret gününe iman eden birinin Müslüman’a eziyet etmesi, güvende olan birini korkutması, hacc yapanı Rasullerin Efendisi sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinden alıkoyması helal değildir. (Kim orada zulüm ile haktan sapmak isterse, ona acı azaptan tattırırız.) (22/el-Hacc/25)

Allah’ın kulları!.. Hacc nefisleri; sabır ve tahammül, affetme ve bağışlama, Allah yolunda harcama ve iyilikte bulunma, bilmeyene öğretme ve hayra davet etme, Müslümanlara faydalı olma gibi birçok hayır ve güzel ahlak üzere eğitir. İbadetler ve tâatler ancak Allah’a ibadet için konulmuştur ve bunlarda nefsin terbiyesi ve arındırılması, faziletlere alıştırılması ve eksikliklerden temizlenmesi, şehvetlerin esaretinden kurtuluşu ve şerefli makamlara yükselmesi vardır.

Hacda, zaruri olarak gördüğün dünya nimetlerinin zaruri olmadığını ve onlardan vazgeçilebileceğini anlarsın. İnsanların birbirine karşı övünmesinin ve birbirlerine yüksekten bakmasının asılsız bir görüntü olduğunu anlarsın. Çünkü sen bugün insanları, Kıyamet günü olacağı gibi eşit bir görünümde görürsün. Bu da senin hayata bakışını değiştirir ve seni, aşırıya kaçmadan ve ihmal etmeden dünyaya hak ettiği kadar değer vermeye sevk eder. Müslümanlar bugün hacda, hedeflerinde ve bu hedefe giden yolda birleşmişlerdir ve bu da, onların söylem birliği yapabileceklerinin ve saflarını birleştirebileceklerinin delilidir. Allah azze ve celle’nin izniyle ümit edilen de budur.

Ey Müslümanlar!.. Rahman’ın misafirleri!.. Allah Teâlâ’nın zikri, hacdaki apaçık özelliktir. Haccın şiarı olan tevhidin ilanıdır. “Lebbeyk! Allahumme lebbeyk! Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk! İnne’l hamde ve’n ni’mete leke ve’l mülk. Lâ şerîke lek. / Buyur! Allah’ım buyur! Buyur, senin ortağın yoktur, buyur! Hamd sanadır, nimet senindir ve mülk sana aittir. Senin ortağın yoktur.” Ebu Davud’un ve Nesai’nin Sünenleri’nde rivayet edilen bir hadiste, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Beyt'i tavaf etmek, Safa ve Merve arasında sa'y yapmak ve cemreleri taşlamak ancak Allah'ın zikrini ikame için konulmuştur." Hakim bu hadisin sahih olduğunu söylemiş ve Zehebi de buna katılmıştır. Daha da ötesi hacc ayetlerini inceleyen, onların Allah’ın zikri ile birlikte geldiğini görür. Tıpkı Allah Subhânehu’nun şu ayetlerinde olduğu gibi: (Sayılı
günlerde (teşrik günlerinde) Allah’ı zikredin.) (2/el-Bakara/203), (Arafat'tan indiğiniz zaman Meş'ar-i Haram yanında (Müzdelife'de) Allah'ı zikredin.) (2/el-Bakara/198), (Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman Allah'ı zikredin.) (2/el-Bakara/200)

Tekbir getirerek ve Allah’ı zikrederek sesinizi yükseltin ki, Allah da derecelerinizi yükseltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Hacc telbiye ve tekbirdir. Allah’ı zikretmektir. Dua etmek ve boyun eğmektir. Kazançlı kimse; Rabbine boyun eğip yakaran ve vaktini yararsız şeylerle boşa götürmeyendir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bazı yerlerde ve zamanlarda daha çok dua yapardı. Mü’minin de bu yerlerde ve zamanlarda daha çok dua etmeye gayret etmesi gerekir. Bunlardan biri de arefe günüdür. Özellikle de gündüzün son kısmıdır. Müzdelife’de sabah namazından sonra gün iyice ağarana kadar, ilk cemreyi taşladıktan sonra ve teşrik günlerinde ikinci cemreyi taşladıktan sonra ve yine Safa ve Merve tepeleri de mü’minin dua etmeye gayret etmesi gereken yerlerdendir. Allahu ekber, Allahu ekber! Lâ ilahe illallahu v’Allahu ekber! Allahu ekberu ve lillahi’l hamd!

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ortaya çıkarak şöyle buyururdu: “Hacc ibadetlerinizi benden alın!” Bilmeyene öğretir ve soru sorana cevap verirdi. İşte bu nebevi yolda, kolaylaştırarak ve yumuşak davranarak insanlara dinlerini göstermeleri ve onları hakka yöneltmeleri için ilim öğrencilerine bir kılavuzluk vardır.

Hacc, ümmetten yüzlerce insanı kendilerine yararlı olacak işlere yönlendirmeleri için ilim ehline bir fırsattır. Bu konuda başarılı olmak isteyen, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine baksın. Çünkü O, Sahih-i Buhari’de rivayet edilen bir hadiste şöyle buyurur: “Şüphesiz din kolaylıktır. (Aşırı gayretle) dini geçmeye çalışan bunda başarılı olamaz. Orta yolu tutun ve doğruya yakın olanı arayın. (Az da olsa sürekli ibadetinizle) sevinin. Sabah vaktinden, akşam vaktinden ve bir miktar da gecenin son kısmından yararlanın.”

İslam’ın yüce amaçlarından biri de, Müslümanlar arasında söylem birliğini sağlamak, kalplerini birleştirmek ve dağınıklıklarını giderip onları bir araya toplamaktır. Mina’nın Hayf bölgesinde Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Sözümü işitip de onu başkasına ulaştıranın, Allah yüzünü aydınlatsın. Belki fakih olmayıp fıkhı taşıyan onu kendisinden daha çok (fıkh) anlayış sahibi birine taşır. Üç şey var ki, mü'minin kalbi onlarla kin tutmaz: Amelin Allah'a has kılınması, Müslümanların idarecilerine nasihat ve onların cemaatine bağlı kalmak. Şüphesiz Müslümanların duaları onları arkalarından kuşatır.” Bu hadisi, İbni Mâce sahih bir senetle rivayet eder.

İşte bunlar hacdan alınacak bazı derslerdir ve Müslüman’ın, haccının makbul olması ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in haber verdiği büyük kazanca ulaşması için bunlarla aydınlanması gerekir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Kim bu Beyt’i hacceder de fahiş söz söylemez ve günah işlemezse, annesinin onu doğurduğu günde olduğu gibi (günahsız olarak) döner.” Bu hadisi, Buhari ve Müslim rivayet eder. Sahih-i Müslim’de rivayet edilen bir hadiste de, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Umre (diğer bir) umreye kadar aralarındaki (küçük günahlara) kefârettir (onları bağışlatır). Kabul olunan haccın karşılığı ise ancak cennettir.”

Allah haccınızı makbul, sa’yınızı övülmüş ve günahınızı bağışlanmış eylesin. Kovulmuş şeytandan, Allah’a sığınırım: (Sayılı günlerde (teşrik günlerinde) Allah’ı anın. Kim iki gün içinde acele edip (Mina’dan Mekke’ye) dönmek isterse, üzerine günah yoktur. Kim geri kalırsa, o zaman da sakınan için günah yoktur.Allah'tan korkun ve bilin ki, siz ancak O'nun huzuruna varıp toplanacaksınız.) (2/el-Bakara/203)

Ey Müslümanlar!.. İşte bugün, Zilhicce’nin sekizi ve terviye günü! Hacc yapmak isteyen bugün öğleden önce Mina’ya gider ve orada öğleyi kendi vaktinde kısaltarak, ikindiyi kendi vaktinde kısaltarak, akşamı kendi vaktinde ve yatsıyı kendi vaktinde kısaltarak kılar. O gece Mina’da kalır. Sabah namazını kılıp dokuzuncu günün güneşi doğduktan sonra Arafat’a yönelir. Arafat’ta öğleyi ve ikindiyi kısaltarak ve birleştirerek (cem’ ederek) kılar. Sonra Arafat meydanında ayakta durarak Allah’ı çokça zikreder ve O’nun önünde boyun eğer. O’ndan dünya ve ahiret hayrını ister. O yüce konumda, duasında ve yakarışında ısrarcı olur. Çünkü, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in buyurduğu gibi “Hacc Arafat’(ta durmak)tır.” Ve yine O şöyle buyurmuştur: “Duanın en hayırlısı arafe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin arafe günü yaptığı en hayırlı dua ise şudur: Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike lehu, lehu'l mulkü ve lehu'l hamdü ve huve alâ kulli şey'in kadîr / Allah'dan başka ilah yoktur; O, tektir ve ortağı yoktur; mülk O'nundur ve hamd O'nadır ve O, her şeye gücü yetendir.”

Arafat’ta bağışlanma alanında kalpler huşuya kavuşur ve gözler yaşarır. Gözyaşları dökülür, hatalar bağışlanır ve dereceler yükselir. Allah azze ve celel, hacılarla meleklere övünür ve şöyle buyurur: “Kullarıma bakın, saçı-başı dağınık, toz-toprak içinde, başı açık nice uzak yollardan bana geldiler. Sizleri şahit tutuyorum ki, ben onları bağışladım.”

Hacda olmayan için oruç tutması müstehaptır ve bu oruçla Allah, geçmiş yıldaki ve gelecek yıldaki küçük günahlarını bağışlar. Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Arafe gününden başka, Allah'ın cehennemden daha çok kul azât ettiği bir gün yoktur.”

Zilhicce’nin dokuzuncu günü güneş batınca, huzur ve sükunet içinde Müzdelife’ye gider. Müzdelife’de akşam ve yatsı namazlarını birleştirerek (cem yaparak) ve yatsı namazını kısaltarak (iki rekat) kılar. O gece orada geceler ve sabah namazını orada kılar. Sabah namazından sonra gün iyice ağarana kadar Allah’ı çokça zikreder ve dua eder. Sonra, güneş doğmadan hemen önce Mina’ya doğru yola çıkar. Kadın, çocuk ve benzeri güçsüzlerin gece yarısından sonra Müzdelife’den ayrılmaları caizdir.

Hacc yapan kişi Mina’ya ulaştığında Cemretü’l Akabe’ye ardı ardına yedi küçük taş atar ve her taş atışıyla birlikte tekbir getirir. Sonra kurban kesmesi gerekiyorsa kurban keser. Sonra saçını kazıtır ya da kısaltır. Saçı kazıtmak daha faziletlidir. Sonra;mümkünse bayram günü, değilse daha sonra Beytullah’a gider ve ifada tavafını (farz olan hacc tavafını) yapar. Sonra Safa ve Merve arasında sa’y yapar. Kıran haccı ya da ifrat haccı yapıyorsa ve hacdan önce kudüm tavafından sonra sa’y yapmışsa o sa’y ona yeterlidir ve sa’y yapmasına gerek yoktur. Kim bayram günü yapılacak amellerden birini diğerinden önce ya da sonra yaparsa bunda bir sakınca yoktur. Sonra Mina’ya döner ve teşrik günlerinin gecelerini orada geçirir. Her gün zevalden sonra (öğleden sonra) üç cemreyi de taşlar. Sonra dilerse acele eder ve teşrik günlerinin ikisinde taş attıktan sonra Mina’dan ayrılır ve dilerse teşrik günlerinin üçüncüsü olan Zilhicce’nin on üçüncü gününe kalır ve o günde cemreleri taşlar. Üçüncü güne kalmak daha faziletlidir. Sonra yalnızca Mekke’den ayrılmak istediğinde veda tavafı yapması gerekir.

Yaptığınız ve yapmadığınız şeylerde Allah’tan korkun! Amellerinizde ve niyetlerinizde Allah için samimi olun. Hidayet yoluna ve sünnete uyun. Haccınıza zarar verecek ve sevabını eksiltecek şeylerden sakının. Müslüman kardeşlerinize karşı yumuşak ve sakin, şefkatli ve merhametli olun. Özellikle de tavaf ve cemreleri taşlama gibi izdiham anlarında ve Mescid-i Haram’ın kapılarında… İbadetin büyüklüğünü ve bulunduğunuz yerin kutsallığını hatırlayın!

Allah’ım! Ey bizlere Beytullah’ı haccetmeyi nasip eden ve üzerimize nimetlerini yağdıran! İşte bunlar kulların! Senin çağrına katılıp geldiler. Rahmetini diliyor, bağışlanmanı ümit ediyorlar.

Allah’ım! Hacc ve umre yapanları koru ve hacc ibadetini onlar için kolaylaştır. Günahlarını bağışla ve yaptıkları ibadetleri kabul eyle! Onlara ibadetlerini tamamlamayı nasip eyle! Ey celal ve ikram sahibi! Onları sağ salim ve kazançlı şekilde ülkelerine geri döndür.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!