6 MİNAYA YOLCULUK ve SONRASI

(1/2) > >>

skucuk:
MİNAYA YOLCULUK




 
Müzdelife vakfesini yapıp Cemaratta atılacak taşları topladıktan sonra Diyanetin mezheb imamımız İmam-ı Azam Ebu Hanife nin görüşüne muhalefet eden yeni nesil fetvasıyla Müzdelife’de gecelemeden Mina istikametine yürüyüş başladı.

Ebrehenin fil ordusunun Ebabil kuşlarının taşıdığı taşlarla yok edildiği Muhassar vadisini sağımıza alıp minaya doğru başlayan yürüyüş yaklaşık 3 saat kadar sürecek.
Başka ülkelerin hacılarının bu mesafeyi otobüsle kat etmelerine karşın diyanetin işgüzarlığı ile hem süresinden önce hemde yaya vaziyette hacılar kafile kafile yola revan olmaya başladılar.

Müzdelife Vadisinde bir kısım hacıların Arafattan intikallerini sağlayan otobüslerin yürüyüş  güzergahına paralel yol almasının yanında, gece geç saatlerde intikali sağlanan hacıların Müzdelife görevlerini yerine  getirme telaşları daha önceden bu görevlerini yerine getirip Mina istikametine yürüyüşe geçen hacıların yürüyüşlerini zorlaştıran bir başka etken olmaktadır.

Hacılar biraz trafik sıkışıklığı, biraz hacı adaylarının yürüyüş hızlarının düşük oluşu nedeniyle yürüyüşe sık sık ara verip tekrar yola devam ederek gece yarısından sonra nihayet Mina sınırları içine vasıl olabildiler.


skucuk:
MİNA’YI ANLAMAK



 

“Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin, Allah’tan bağışlanma dileyin!” (Bakara 199)

Müzdelife’den ayrıldıktan sonra, Muhassir Vadisi sağa alınarak Mina’ya geçilir. Muhassir bölgesi, filleriyle Kabe’yi yıkmak üzere gelen Ebrehe ordusunun, sürü sürü kuşlar tarafından atılan taşlarla hüsrana uğratıldığı yerdir.

Fil Suresi’nde anlatıldığı gibi, küçücük taşlar, güçlü Ebrehe ordusunun planını nasıl boşa çıkarmışsa, Cemerât’ta atılacak taşlar da, Şeytanın ve taraftarlarının bize karşı kurduğu tuzakları boşa çıkarması düşüncesi ve duasıyla atılır.

Mina, aşırı istek, arzu demektir. Mina, Hz. İbrahim ile oğlu İsmail’in, Allah’a olan aşklarının sınandığı yerdir. Bu sınavda Hz. İbrahim, ahir ömründe kendisine verilen biricik oğlunu Allah için kurban etmek; İsmail ise, bu uğurda canını vermek gibi çok ciddi bir sınavdan geçmektedirler. Bir tarafta Allah’ın emri ve aşkı, diğer tarafta ise ciğerparesi vardır ve her ikisi de sınanmaktadır. Allah sevgisi mi, evlat sevgisi mi? Allah sevgisi mi, yaşama arzusu mu?

Hz. İbrahim durumu oğluna açar ve görüşünü sorar. Hz. İsmail’in cevabı kısa ve nettir: “Babacığım! Sana emredileni yap! Beni sabredenlerden bulacaksın!” (Saffât 102) Bu cevap üzerine Hz. İbrahim, sevgili oğlunun Allah yolunda kurban etmeye karar verir ve Mina yolunu tutar. Allah’ı her şeyden, herkesten daha çok sevdiğini, Allah’a olan aşkının her şeyin üstünde olduğunu ispat etmek üzere çıkar yola. Ancak, peygamber de olsa, baba olabilmek için neredeyse tam bir asır bekleyen bir insan olan Hz. İbrahim’in karşısına o esnada şeytan çıkar. Bu kez, bir tarafta Allah’ın emri, diğer tarafta şeytanın vesvesesi vardır. Ve İbrahimî kararlılık ağır basar. Hz. İbrahim, tercihini Allah sevgisinden, ebedî aşktan yana kullanır. Kendisini Allah’a yaklaştıran yolda karşısına çıkan şeytanı, bugün taşlamanın yapıldığı yerlerde defalarca taşlar. Neticede baba-oğul ikisi de Allah’ın emrine teslim olurlar ve bu ağır sınavı kazanırlar. (Saffât 103-107)

İşte Mina, can, mal, mülk, mesken, evlat, eş, kardeş, ticaret, aşiret, mevki, makam, rütbe vb. fanî sevgilerin aşıldığı, Allah sevgisinde zirveye ulaşıldığı yerdir. Artık Mina’da sadece Allah temenni edilecektir. Allah sevgisi mi, diğerleri mi? Bu nimetler ve imkanlar, kişileri Allah sevgisine mi götürüyor, yoksa O’nun yolunda birer engel mi teşkil ediyor? Diğer bir ifade ile kişi, Hz. İbrahim ve İsmail misali, en çok sevdiği varlıklarını, Allah sevgisi uğruna feda edebiliyor mu? Bu noktada Allah’ın müjdesine mi itibar ediyor, yoksa şeytanın vesvesesine mi? Aslında Hz. İbrahim ile oğlunun sınavıyla, bugün bizim sınavlarımız pek farklı değildir. Ancak İbrahimî tavır takınmanın çok zor olduğunda şüphe yoktur. Bu zorlu sınavda diğer sevgiler ağır basıyorsa, burada yapılacak şey, Allah’tan istiğfar dilemektir. Nitekim ayette de Allah’tan bolca bağışlanma dilenmesi emredilmektedir. Mina’da bu emri yerine getirip, kalbini Allah aşkıyla doldurduktan sonra, Şeytana ve taraftarlarına karşı icra edeceği protesto öncesinde hacı, Mina’da mağfiret miğferini giyer ve Hz. İbrahim’in şeytanla savaştığı savaş alanına onu taşlamak üzere gider.

skucuk:
MİNA DA BAYRAM SABAHI






 
Müzdelife de Mina ya kadar yapılan gece yürüyüşünde oldukça zahmetli saatler olmasına rağmen hacılarımız Mina da kendileri için ayrılan çadırlara ulaşınca  biraz da yol yorgunluğu ile Sabah Namazı Vaktine kadar istirahata çekildiler.

Mescid-i Hif de okunan Sabah Ezanı ile uyanan hacılarımız çoğunluğun yaptığı gibi kendilerine tahsis edilen çadırda Sabah Namazlarını kılarak bir birlerinin Bayramlarını ve Hacc larını tebrik ettiler.

skucuk:
ŞEYTANI TAŞLAMAYI ANLAMAK



“Şeytan, yaptıkları işleri süslü gösterip onları yoldan çıkardı.” (Ankebut 38)

Taşlama, Hz. İbrahim’in kendisine engel olmaya çalışan şeytanı kovmak amacıyla ona taş fırlatmasını sembolize eder. Bir peygamber olarak ona şeytan gözükmüş ve o da Rabbi ile arasına girmek isteyen, kendisini engellemek isteyen şeytanı taşlamıştı.

“Hacca ilişkin görevlerinizi benden alınız!” (Nesâî, Menâsik 220)
buyuran Allah Rasulü de, bu işlemi bizzat yapmış, onu insanlara da öğretmiştir.

Taşlama, bir anlamda şeytana karşı girişilen bir savaşı sembolize eder. Attığı her bir taşı, nefsine, şehvetine ve şeytana karşı fırlatır. Kendisini çeşitli hatalara, günahlara sürükleyen bu farklı cepheleri bir bir yok etmeye çalışır. Sahip olduğu her şeyi Allah için feda etme yolunda, karşısına şeytan nerelerden çıkıyorsa, hangi silahları ve cepheleri kullanıyorsa oraları bertaraf etmelidir. Gurur, kibir, mal, mülk, makam, mevki, rütbe, şan, şöhret, benlik, gençlik, evlilik, çoluk-çocuk... Kulluğun ve sorumluluğun önünde engel olan şeyler her ne ise...

Günümüzde hacı, taşlama yaparken, hem Hz. İbrahim’in rolünü oynamakta, hem de Hz. Peygamber’in sünnetine uymaktadır. Ancak bu rolü oynayan hacı, sembolik olarak taşlarını şeytanı temsil eden taş yığınlarına fırlatsa da, hakikatte kendisini şeytan hangi zayıf noktalarından aldatıyorsa, o tarafı düşünerek atmalıdır. Herkes kendi ayıbını, açığını ve günahını kendisi daha iyi bileceği için, attığı her bir taşla nefsini, şehevi arzusunu, kendisini günaha sokan dürtülerine atmalıdır taşları.

Orada sembolik olarak ilk gün yedi, sonraki günler kırk dokuz veya yetmiş taş atar. Bu, çokluktan bir kinayedir. Bunun anlamı, artık şeytana karşı sürekli teyakkuz halinde olmalı, yüzlerce defa karşısına çıksa, ona fırlatacağı binlerce taşı olmalıdır.

Artık öteden beri tekrarladığı “Taşlanmış şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım!” şeklindeki “İstiâze” yani ‘Eûzü billahi mine’ş-Şeytani’r-racîm’i sadece sözüyle değil, daha bilinçli bir şekilde özüyle yapmalıdır. Kimden kime sığındığını fark etmelidir. “Racîm” olan şeytandan, “Rahîm” olan Allah’a sığındığını kavramalıdır.

Şayet bunu kavrayamaz ve sadece sembolde, şekilde takılır kalır da, bunun anlam ve hikmetini idrak edemezse, “şeytanı taşladığı” vehmiyle bir kez daha aldanır o kadar! Çünkü şeytan orada sembolize edildiği gibi dışarda değil, Hz. Peygamber’in benzetişiyle “ Kanın damarlarda dolaştığı gibi insanın içinde dolaşır” (Buhari, İtikaf 11-12)

skucuk:
MİNA GÜNLERİ CEMARATTA ŞEYTAN TAŞLAMA




"Mina", bilindiği üzere Müzdelife ile Mekke arasında Harem sınırları içinde bir bölgenin adıdır.
Kurban bayramı günleri (Zilhicce 10, 11, 12 ve 13) Mina'da şeytan taşlama, kurban kesme ve tıraş olma görevleri îfa edilir.


Remy-i Cimar

Sözlükte küçük taşlar atmak anlamına gelen "remy-i cimar", bir hac terimi olarak "cemerat" diye adlandırılan belli yerlere belli zamanda ve belli sayıda taş atmak demektir.

Yüce Allah, İbrahim Peygambere, oğlu İsmail’i kurban etmesini emrettiğinde şeytan  bu emri yerine getirmelerine engel olmaya çalışmıştı. Bunun üzerine Hz. İbrahim eşi Hacer ve oğlu İsmail, şeytanın bu tuzağını fark edip onu taşlamışlardı. İşte "remy-i cimar", bu olayı sembolize etmektedir. Burada şeytana karşı direniş ve protesto söz konusudur.

Şeytan taşlama vazifesi Mina’da Kurban bayramı günlerinde îfa edilir. Şeytan taşlama ittifakla haccın aslî vaciplerinden biridir.”  Bu görevin terk edilmesi dem yani kurban kesme gerektirir.

Şeytan taşlama günlerinde Mina'da gecelemek sünnettir.

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre kurban bayramının 1. gününü 2. gününe, 2. gününü 3. gününe ve 3. gününü 4. gününe bağlayan gecelerin yarıdan çoğunu Mina'da geçirmek vaciptir. Mazeretsiz olarak bu görevin terki dem gerektirir.

Mina'da şeytanın taşlandığı "Cemerat" diye anılan üç yer vardır.

a) "Cemre-i Suğrâ" (Küçük Cemre): Mescid-i Hayf tarafındadır. Bu cemreye halk ara-sında "Küçük Şeytan" denir.

b) "Cemre-i Vustâ" (Orta Cemre): Mekke cihetinde Küçük Cemreden sonra 150 m. mesafede yer alır. Bu cemreye halk arasında "Orta Şeytan" denir.

c) "Cemre-i Akabe" (Büyük Cemre): Mina'nın Mekke istikametindeki sınırında yer a-lır. Bu cemreye halk arasında "Büyük Şeytan" denir.

a) Remy-i Cimar'ın  Vakti Ve Hükmü

Cemrelere taş atmanın zamanı, kurban bayramı günleridir. Bu günlerin ilkine "Yevm-i Nahr" (Kurban Kesme Günü), kalan üç güne ise "Eyyam-ı Teşrik" (Teşrik Günleri) denir.  İlgisi  nedeniyle  bu günler, "Eyyam-ı Mina" (Mina Günleri)  olarak da anılır.

aa)Bayramın Birinci Günü

Bayramın birinci günü, büyük şeytan denilen Akabe Cemresi'ne yedi taş atılır. Bu taş-ların atılma zamanı; Hanefi ve Malikî mezheplerine göre fecr-i sadıktan itibaren başlar, ikinci gün, fecr-i sadığa kadar devam eder. Bu zaman diliminde taşlar atılmazsa  dem gerekir.

İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed’e göre, vaktinde atılamayan taşlar, bayram sonuna kadar kaza şeklinde atılabilir ve bundan dolayı ceza da gerekmez.

Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre, Akabe Cemresi'ne taş atma gece yarısından itiba-ren başlar, bayramın 4. günü güneşin batmasına kadar devam eder. Bu günde atılması gere-ken taşlar bayramın dördüncü günü güneş batımına kadar atılsa caiz olur, her hangi bir ceza da gerekmez. 

Bayramın birinci günü Mina'ya gelindiğinde yukarıda zikredilen süre içerisinde Akabe cemresine gidilir. Uygun bir yerden بسم الله الله أكبر رغما للشيطان وحزبه  "Allah'ın adıyla… Allah en büyüktür, şeytan ve taifesini kastederek taş atıyorum  duasını okuyarak taşlarını atar.

Nohut büyüklüğündeki taşlar, sağ elin baş parmağıyla işaret parmağının uçları arasın-da tutulur, kol fazla kaldırılmadan atılır.

Taşlar atıldıktan sonra beklenmeksizin oradan uzaklaşılır. Dua etmek için beklenmez, dua yürürken yapılır.

Cemre-yi Akabe'ye ilk taşın atılmasıyla telbiyeye son verilir.

Temettu veya kıran haccı yapan kimse, bayramın birinci günü Akabe Cemresi'ne taş attıktan sonra kurbanını keser veya vekâleten kestirir. Tıraş olup ihramdan çıkar. Böylece birinci "tehallül" gerçekleşir. Bundan sonra "cinsel ilişki" dışındaki bütün ihram yasakları sona erer.

Bundan sonra Mescid-i Haram’a gidip ziyaret tavafını yapar. Daha önce yapmamışsa hac sa’yini yapar. Tavaf ve Sa'y yaptıktan sonra "ikinci tehallül" de gerçekleşmiş  ve  ih-ramla ilgili bütün yasaklar kalkmış olur.

Tavaf ve Sa'yini yapan  kimse, Mina’ya döner, bayramın 1, 2 ve 3. günlerini (eyyam-i teşrik) Mina'da geceler. Eyyam-i Teşrik'in gecelerini Mina'da geçirmek Hanefî mezhebine göre sünnet; Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre vaciptir.

Cemrelere Atılacak Taşlar

Bayramın birinci günü Akabe Cemresi'ne atılacak yedi taşın Müzdelife’de toplanması müstehaptır. Diğer günleri cemrelere atılacak taşlar, Müzdelife, Arafat, Mina, Mekke veya her hangi bir yerden toplanabilir.

Cemrelere atılacak taşların cemrelerin yanından veya temiz olmayan yerlerden top-lanması, büyük taşların kırılarak küçük parçalara bölünmesi mekruhtur.

ab)  Bayramın İkinci Ve Üçüncü Günleri:

Bayramın ikinci ve üçüncü günü cemrelere taş atma zamanı, zevalden sonra başlar, fecr-i sadığa kadar devam eder. Peygamberimiz (a.s) ikinci ve üçüncü günde cemrelere taşı öğleden sonra atmıştır. 
 
Öğle vaktinden önce ve fecr-i sadıktan sonra atılan taşlar geçerli olmaz. Öğleden son-ra atılması gereken bu  taşlar atılmaz ve kurban bayramının 4. günü güneş batıncaya kadar kaza da edilmezse dem gerekir.

Bayramın ikinci ve üçüncü günü sırasıyla küçük, orta ve büyük şeytana yedişer taş atı-lır. Bu sıraya uymak sünnettir. Sıraya uyulmaması durumunda her hangi bir ceza gerekmez.

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise vaciptir. Bu mezheplere göre sıraya uyulmadığı takdirde dem gerekir.

ac) Bayramın dördüncü günü:

Bayramın dördüncü günü Mina'da kalmayacak olan kimseler bugünün taşlarını atmak-la yükümlü değillerdir.

من تعجل في يومين فلاإثم عليه ومن تأخر فلاإثم عليه
 
“Kim iki gün içinde acele edip (Mina’dan Mekke’ye) dönerse, ona günah yoktur. Kim geri kalırsa, ona da günah yoktur” (Bakara, 2/203) anlamındaki âyet buna işaret etmektedir..

Bayramın dördüncü günü Mina'da kalmayacak olan kimsenin, üçüncü günün taşlarını attıktan sonra fecr-i sadıktan önce Mina'dan ayrılması gerekir. Belirlenen zamanda ayrıl-mazsa dördüncü günün taşlarını da atması gerekir.

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre bayramın dördüncü günü Mina'da kal-mayacak olan kimsenin  üçüncü günü güneşin batmasından önce Mina’dan ayrılması gerekir.

Bayramın üçüncü günü Mina'da ayrılmaya "Nefr-i Evvel" denir.

Dördüncü günün taşlarını atma zamanı, zevalden sonra başlar  güneşin batmasıyla sona erer.

Bu günün taşları da küçük, orta ve büyük olmak üzere sıraya uyularak her birine yedişer taş atılır.

Cemrelere atılan taşların sayısı

1. gün, Akabe Cemre'sine 7,
2. gün, küçük, orta ve büyük cemrelere yedişerden 21,
3. gün, küçük, orta ve büyük cemrelere yedişerden 21,
4. gün, küçük, orta ve büyük cemrelere yedişerden 21 olmak üzere toplam 70 taş atılır.

Ancak bayramın üçüncü gününde Mina’dan ayrılan kimse, dördüncü günü taş atma-yacağı için ilk üç günde toplam 49 taş atmış olur.

Dördüncü günü atılacak taşlar toplanmış ise bu taşlar uygun bir yerde bırakılır.
İmam Ebû Hanîfe’ye göre Mina’da kalanlar için, bayramın dördüncü günün taşları-nın zeval vaktinden önce cemrelere atılması caiz, Ebû Yusuf ve Muhammed'e göre caiz değildir.

Taşlar, her gün için belirlenen zamanda atılmazsa ertesi günü veya en geç dördüncü gün güneş batımından önce atılmalıdır, aksi takdirde dem gerekir.

Ebû Hanîfe'ye göre her gün atılması gereken taşlar zamanında atılmazsa daha sonra kaza edilmez. Zamanında atılmadığı için dem gerekir.   


b. Şeytan Taşlamanın Geçerli Olmasının Şartları

1.Atılan taşları, dikili sütunlara isabet ettirmek veya yakınlarına düşürmek.
Uzağa düşen taş geçerli olmaz.
2. Taşları, cemrelere el ile fırlatılarak atmak.
  Taşın atılması gereken yere el ile konması halinde geçerli olmaz.
3. Taşı, atılması gereken yere atanın fiili sonucunda ulaşmış olması.
4. Taşların her biri  ayrı ayrı atmak.
Taşların hep birden atılması halinde tek taş atılmış sayılır.
5. Meşru mazereti bulunmaya kimselerin, taşları bizzat kendilerinin atması.
 Bu kimselerin taşlarını başkalarına attırmaları geçerli olmaz.

 Hastalık, yaşlılık, kötürüm olmak, çok zayıf olup izdihamdan zarar görecek halde bu-lunmak ve benzeri durumlar meşru mazerettir. Bu tür mazereti olan kimseler taşlarını veka-leten başkalarına attırabilirler. Vekâletin câiz olabilmesi için, kişinin mutlaka bizzat taş at-maktan âciz olması gerekir.Vekil olanlar, önce kendi taşlarını, daha sonra vekili olduğu kimselerin taşlarını atarlar.
 
6. Atılan şeyin, taş veya  taş hükmünde olması.
Kurumuş çamur, tuğla, kiremit ve mermer parçası taş hükmündedir. Demir, tahta, plastik ve benzeri taş ve toprak cinsinden olmayan şeylerin atılmazı caiz değildir.
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre atılan şey mut laka taş olmalıdır.
7. Taşların, belirlenen vakitler içinde atılması.
8. Atılması gereken taşların tamamını veya en az dördü atmak

Cemreye taş atma görevinin yerine getirilmiş olabilmesi için en az dört taş atılması gerekir. Dört taştan sonra eksik bırakılan her taş için bir fitre miktarı sadaka verilir.   
c) Şeytan Taşlamanın Sünnetleri

1. Tertibe uymak.
Önce küçük, sonra orta, daha sonra büyük cemreye taş atılır.
Bu sıraya uymak Şâfiî,  Malikî ve Hanbeli mezheplerine göre ise vaciptir. Bu mez-heplere göre tertibe uymayanların taşlarını yeniden atmaları gerekir. Atmadıkları takdirde dem gerekir.
2. Akabe cemresine atılacak taşları Müzdelife’de toplamak.
Diğer cemrelere atılacak taşlar, cemarat dışında her hangi bir yerden toplanabilir.
3. Mina’ya varır varmaz ilk iş olarak cemreyi taşlamak.
4. Akabe cemresine ilk taşı atmakla birlikte telbiyeye son vermek
5. Taşları atarken بسم ألله أكبر رغما للشيطان وحزبه duasını okumak
6. Yedi taşı peş peşe atmak
7. Küçük ve orta cemreleri taşladıktan sonra uygun bir yerde kıbleye yönelerek dua etmek.
Büyük cemreyi taşladıktan sonra, beklenilmez, dua yürürken yapılır.
8. Atılan taşların  nohut tanesi büyüklüğünde olması. 
9. Atılacak taşların temiz olması.
10.Taşları sağ elin işaret ve baş parmaklarının ucuyla tutup atmak.
11. Taşlama yaparken sağ eli,  başın hizasını geçmeyecek kadar kaldırmak 
12. Bayramın birinci günü Akabe cemresini kuşluk vaktinde; diğer günlerde cemre-leri zeval vaktinden sonra atmak.

d) Şeytan Taşlamanın Mekruhları

1. Cemrelere nohut tanesinden büyük taş, terlik, şemsiye ve benzeri şeyler.
2. Cemre mahallinden taş alıp atmak.
3. Belirlenenden fazla sayıda taş atmak.
4. Taşları cemrelere atmaksızın bırakmak.
5. Temiz olmayan aşları atmak.
6. Büyük taş parçalarını kırarak atmak.
7. Cemerat arasında tertibe uymamak.

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre tertibe uymak vaciptir. Bu şarta uyulma-dığı takdirde  yeniden atılması gerekir. Atılmazsa dem gerekir.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa